Akdeniz sandviçi, malzeme listesiyle değil kurgusuyla ayrılıyor. Aynı bileşenler farklı oranlarda kullanıldığında ortaya bambaşka bir ürün çıkıyor.
Akdeniz yaklaşımı ne demek?
Üç ilke bu yaklaşımı tanımlıyor.
Birincisi sos yerine yağ. Mayonez ve krema bazlı soslar yerine zeytinyağı kullanılıyor.
Yağ, nem ve aroma sağlıyor ama ağırlık katmıyor.
İkincisi sebze ağırlığı. Sandviçin hacminin yarıya yakını sebzeden oluşuyor.
Şarküteri bir baskın bileşen değil, birkaç bileşenden biri.
Üçüncüsü asit. Domates, limon, turşu ya da sirke mutlaka bulunuyor.
Bu üç ilke birlikte, daha hafif ve daha dengeli bir sandviç ortaya çıkarıyor; ürün doyurucu ama ağır değil.
Akdeniz sandviçinde hangi ekmek?
Bu yaklaşımda ekmek bir taşıyıcı değil.
Kendi tadı ve dokusu olan bir bileşen oluyor.
Ekşi mayalı ekmek en uygun; asidi diğer bileşenlerle uyumlu.
Ciabatta ve focaccia da kullanılıyor; gözenekli yapıları zeytinyağını emiyor.
Baget de bir seçenek ama kabuk sert; ısırıldığında içindekiler kayıyor.
Tam buğday ve çavdar da uygun.
Yumuşak sandviç ekmeği bu yaklaşıma uymuyor; zeytinyağını emip dağılıyor.
Ekmek dilimleri bir buçuk iki santimetre kalınlıkta olmalı; ince dilim yükü taşıyamıyor, kalın dilim ise diğer bileşenleri bastırıyor.
| Bileşen | Oran | İşlev |
|---|---|---|
| Ekmek | %35-40 | Yapı, nişasta |
| Sebze | %25-30 | Tazelik, su, lif |
| Şarküteri | %15-20 | Protein, tuz |
| Peynir | %10-15 | Yağ, umami |
| Zeytinyağı | %3-5 | Nem, aroma |
| Asit bileşeni | %3-5 | Denge |
Zeytinyağı nasıl kullanılıyor?
Yağ, sandviçin sos katmanı.
İki dilime de sürülüyor.
Fırça ya da kaşıkla ince bir tabaka hâlinde uygulanıyor.
Bir sandviç için iki üç çay kaşığı yeterli.
Fazla yağ ekmeği ıslatıyor.
Sızma zeytinyağı tercih ediliyor; aroması belirgin ve fenolik bileşikleri yüksek.
Yağa lezzet katılabiliyor; kekik, sarımsak ya da limon kabuğu zeytinyağında bekletiliyor.
Bu aromalı yağ, sandviçe ek bir katman ekliyor ve ayrı bir sos yapmaya gerek bırakmıyor.
Şarküteri ve peynir nasıl dengeleniyor?
İkisi de tuz ve yağ getiriyor.
Toplam oranları yüzde 30'u geçmemeli.
Şarküteride ince dilim tercih ediliyor.
Salami, füme et, jambon ve bresaola bu yaklaşıma uygun.
Dört beş ince dilim yeterli.
Peynirde taze ve yumuşak çeşitler uygun.
Mozzarella, taze beyaz peynir ve keçi peyniri; bu peynirler sebzelerle uyumlu.
Sert ve keskin peynirler az miktarda kullanılıyor; parmesan rendesi ya da birkaç dilim eski kaşar yeterli oluyor ve tabakta derinlik sağlıyor.
Sebze katmanı nasıl kuruluyor?
Bu, Akdeniz sandviçinin en belirgin farkı.
Üç grup sebze kullanılıyor.
Birincisi yapraklılar. Roka, marul ve ıspanak yaprağı; hacim ve tazelik sağlıyor.
Roka en uygun; hafif acılığı şarküteriyle iyi gidiyor.
İkincisi sulu sebzeler. Domates ve salatalık; nem ve ferahlık katıyor.
Domates dilimleri kâğıt havluyla kurulanmalı; fazla su ekmeği ıslatıyor.
Üçüncüsü işlenmiş sebzeler. Közlenmiş biber, kurutulmuş domates ve közlenmiş patlıcan; bu grup yoğun aroma getiriyor ve az miktarda kullanılıyor.
Asit bileşeni neden zorunlu?
Sandviçte yağ ve tuz baskın.
Asit olmadan bu ikisi damakta birikiyor.
Üç kaynak kullanılıyor.
Birincisi domates; kendi asidi yeterli katkı sağlıyor.
İkincisi turşu; kornişon, salatalık turşusu ve kapari kullanılıyor.
Üçüncüsü doğrudan asit; birkaç damla limon suyu ya da sirke zeytinyağına karıştırılıyor.
Nar ekşisi de Türk mutfağına uygun bir seçenek.
Bu bileşen atlandığında sandviç ağır kalıyor ve yarısından sonra bitirilmesi zorlaşıyor; asit, her lokmayı yeniden ilgi çekici kılıyor.
Katmanlar hangi sırayla diziliyor?
Sıralama, sandviçin dayanıklılığını belirliyor.
Alt dilime zeytinyağı sürülüyor.
Üzerine peynir konuyor; peynir bir nem bariyeri oluşturuyor ve ekmeği koruyor.
Sonra şarküteri diziliyor.
Sonra işlenmiş sebzeler ve turşu.
Sonra sulu sebzeler; domates ve salatalık bu katmanda duruyor.
En üste yapraklılar konuyor.
Üst dilime de zeytinyağı sürülüyor ve kapatılıyor; bu sıralama, sulu bileşenlerin ekmekle doğrudan temasını engelliyor ve sandviç iki saat sonra bile dağılmıyor.
Dinlendirme işe yarıyor mu?
Evet ve bu, çoğu zaman atlanıyor.
Hazırlanan sandviç kâğıda sıkıca sarılıyor.
On beş ile otuz dakika bekletiliyor.
Bu sürede zeytinyağı ekmeğe işliyor.
Aromalar birbirine geçiyor.
Katmanlar sıkışıyor ve sandviç daha kolay ısırılıyor.
Bu, İtalyan ve İspanyol sandviçlerinde geleneksel bir uygulama.
Uzun bekleme de mümkün; bazı sandviçler ağırlık altında bir saat bekletiliyor ve bu, sıkı ve kompakt bir ürün veriyor, taşımaya da daha uygun oluyor.
Paket servise nasıl uyarlanıyor?
Akdeniz sandviçi taşımaya oldukça uygun.
Zeytinyağı bazlı olduğu için mayonezli sandviçlerden daha güvenli; soğuk zincir gerekliliği daha düşük.
Ama sulu sebzeler sorun yaratabiliyor.
Domates ayrı paketlenip servis anında ekleniyor.
Ya da katman sırasına dikkat edilerek ekmekten uzak tutuluyor.
Sandviç kâğıda sıkıca sarılıyor; bu, hem katmanları sabitliyor hem taşımayı kolaylaştırıyor.
Yağlı kâğıt tercih ediliyor; normal kâğıt zeytinyağını emiyor ve ürün ambalaja yapışıyor.
Sıcak sunum mümkün mü?
Akdeniz sandviçi genellikle soğuk sunuluyor.
Ama sıcak sürümü de var.
Panini presi ya da tost makinesi kullanılıyor.
Sıcak sunumda katman sırası değişiyor.
Yapraklılar dışarıda bırakılıyor; ısıda soluyor ve dokusunu kaybediyor.
Sulu sebzeler de azaltılıyor; ısıda su salıyorlar ve ekmek ıslanıyor.
Peynir bu sürümde daha çok kullanılıyor; eriyerek katmanları birbirine bağlıyor ve sandviç daha kompakt hâle geliyor.
Zeytinyağı ekmeğin dışına da sürülüyor; bu, preste altın rengi bir kabuk oluşturuyor ve ürüne çıtırlık katıyor.