Bir çocuğa çölyak tanısı konduğunda ailenin ilk sorusu genellikle tarifler oluyor. Oysa asıl zorluk mutfakta değil, mutfak dışında.
Tanı sonrası ilk adımlar neler?
Beş adım, ilk ayı yönetilebilir kılıyor.
Birincisi mutfağın gözden geçirilmesi. Glutenli ürünler ayrı bir rafa alınıyor.
Tost makinesi, elek, ahşap kaşık ve tahta ayrı alınıyor.
Sürülebilir ürünlerde ayrı kap kullanılmaya başlanıyor.
İkincisi okulun bilgilendirilmesi. Sınıf öğretmeni, yemekhane sorumlusu ve okul hemşiresi haberdar edilmeli.
Yazılı bir bilgi notu hazırlanmalı; sözlü anlatım unutuluyor.
Üçüncüsü bir diyetisyene başvurulması. Çocukta beslenme planı, yetişkinden farklı; büyüme ihtiyacı var.
Dördüncüsü ailenin eğitilmesi. Büyükanne, bakıcı ve düzenli görüşülen herkes bilgilendirilmeli.
Beşincisi çocuğun yaşına uygun biçimde bilgilendirilmesi.
Bu beş adım tamamlandığında günlük hayat büyük ölçüde oturuyor.
Büyüme ve besin açıkları nasıl izleniyor?
Çölyakta tanı öncesi dönemde emilim bozukluğu oluyor.
Bu, büyüme geriliği ve besin eksikliğine yol açabiliyor.
Glutensiz beslenmeye geçildikten sonra bağırsak iyileşiyor ve emilim düzeliyor.
Ama glutensiz ürünlerin kendi eksiklikleri var.
Glutensiz un karışımları genellikle zenginleştirilmiyor; buğday ununda bulunan demir ve B vitaminleri eksik kalıyor.
Lif de düşük; pirinç unu ve nişasta lif içermiyor.
Bu iki açık planlı olarak kapatılmalı.
Demir için kırmızı et, yumurta ve baklagil; C vitaminiyle birlikte tüketilmeli.
Lif için sebze, meyve, baklagil ve glutensiz yulaf.
Kalsiyum ve D vitamini de izlenmeli; süt ürünleri tüketimi yeterli olmalı.
Boy ve kilo takibi düzenli yapılmalı; büyüme eğrisi en iyi göstergelerden.
| Risk alanı | Kaynak | Öneri |
|---|---|---|
| Demir | Kırmızı et, yumurta, baklagil | C vitaminiyle birlikte |
| Lif | Sebze, meyve, glutensiz yulaf | Günde 5 porsiyon |
| B vitaminleri | Et, yumurta, süt | Zenginleştirilmiş ürün ara |
| Kalsiyum | Süt, yoğurt, peynir | Günde 2-3 porsiyon |
| Folat | Yeşil sebze, baklagil | Düzenli tüketim |
| Çinko | Et, kuruyemiş | Ara öğünlerde |
Okul beslenmesi nasıl kurulur?
Okul, en çok planlama gerektiren alan.
Üç senaryo var.
Birincisi okul yemeği. Menü önceden alınıp glutensiz uygun günler belirleniyor.
Uygun olmayan günler için alternatif hazırlanıyor.
Okul mutfağıyla görüşülüp ayrı hazırlama imkânı sorulmalı; bazı okullar bunu sağlıyor.
İkincisi evden beslenme. En kontrollü seçenek.
Beslenme çantası her gün hazırlanıyor ve çocuğun kendi yiyeceğini bilmesi sağlanıyor.
Üçüncüsü karma. Bazı günler okul yemeği, bazı günler evden.
Hangi senaryo olursa olsun, çocuğun çantasında yedek bir atıştırmalık bulunmalı.
Beklenmedik durumlarda — okul yemeği değiştiğinde, doğum günü kutlaması olduğunda — bu yedek işe yarıyor.
Öğretmenle iletişim sürekli olmalı; sınıfta ikram yapılacağı önceden bildirilmeli.
Doğum günü ve davetler nasıl yönetiliyor?
Bu, çocuk için en zorlayıcı durum.
Diğer çocuklar pasta yerken dışarıda kalmak, sosyal bir sorun yaratıyor.
Üç çözüm işe yarıyor.
Birincisi önceden iletişim. Davet eden aileyle konuşulup menü öğreniliyor.
Çoğu aile bilgilendirildiğinde yardımcı oluyor.
İkincisi yedek pasta. Çocuğa ayrı bir dilim glutensiz pasta götürülüyor.
Bu dilim, diğerleriyle aynı anda ve aynı biçimde sunulmalı; ayrı bir tabakta ve sonradan verilmesi çocuğu dışlanmış hissettiriyor.
Üçüncüsü, kendi partisinde tamamen glutensiz menü kurmak.
Bu, hem çocuğu rahatlatıyor hem diğer ailelerin konuyu görmesini sağlıyor.
İyi yapılmış glutensiz bir pastayı çoğu çocuk fark etmiyor.
Arkadaş evine gidildiğinde de aynı yaklaşım geçerli; bir kutu hazırlanıp gönderiliyor.
Çocuğa nasıl anlatılmalı?
Anlatım biçimi, uyumu doğrudan etkiliyor.
Yaşa göre değişiyor.
Küçük çocukta basit ve somut olmalı: "bazı yiyecekler karnını ağrıtıyor, biz onları yemiyoruz".
Karmaşık açıklamalar kafa karıştırıyor.
Okul çağında biraz daha ayrıntı verilebiliyor; bağırsağın zarar gördüğü anlatılıyor.
Ergenlikte tam bilgi verilmeli; uzun vadeli sonuçlar da anlatılmalı.
Bu dönemde uyumsuzluk riski en yüksek; arkadaş baskısı ve farklı olma isteği devreye giriyor.
Üç ilke her yaşta geçerli.
Birincisi, yasak dili kullanmamak. "Yiyemezsin" yerine "senin için olan bu" daha iyi çalışıyor.
İkincisi, çocuğu sürece dahil etmek. Alışverişte etiket okumayı öğretmek, mutfakta birlikte hazırlık yapmak.
Üçüncüsü, çocuğu farklı değil özel hissettirmek.
Etiket okuma nasıl öğretiliyor?
Bu, çocuğa kazandırılacak en değerli beceri.
Yaşa uygun bir öğretim sırası var.
Altı yaş civarında glutensiz logosunu tanıması öğretiliyor; görsel ve basit.
Sekiz on yaşta "buğday", "arpa", "çavdar" kelimelerini tanıması sağlanıyor.
On iki yaşta içindekiler listesini okuma öğretiliyor; malt, nişasta ve dekstrin gibi gizli kaynaklar anlatılıyor.
Ergenlikte dışarıda yemek yerken soru sormayı öğrenmesi sağlanıyor.
Alışverişte çocuğa ürün seçtirmek, öğrenmeyi hızlandırıyor.
Bir oyun hâline getirilebiliyor: "bu ürün uygun mu, bakalım".
Çocuk kendi kararını verebildiğinde hem güvenlik hem özgüven artıyor.
İzlem nasıl yapılmalı?
Glutensiz beslenme, tek seferlik bir düzenleme değil.
Düzenli izlem gerekiyor.
Tanıdan sonra ilk yıl üç altı ayda bir, sonrasında yılda bir kontrol öneriliyor.
İzlemde üç şey bakılıyor.
Birincisi büyüme; boy ve kilo eğrisi.
İkincisi antikor düzeyleri; glutensiz beslenmeye uyumu gösteriyor.
Yüksek kalan antikor, farkında olmadan gluten alındığını düşündürüyor.
Üçüncüsü besin durumu; demir, B12, D vitamini ve folat.
Ayrıca beslenme günlüğü tutulması ilk aylarda yararlı; hangi ürünlerin sorun yarattığı belirleniyor.
Çocuk büyüdükçe sorumluluk kademeli olarak ona devredilmeli.
Ergenlik döneminde tam kontrol ailede kalırsa, evden ayrıldığında uyum sorunu çıkıyor.
Kademeli devir, uzun vadeli uyumun en önemli belirleyicisi.