Sabah yedi buçuk ile dokuz arasında bir işletmenin bütün günkü satışının yarısı geçiyor olabilir. Bu aralıkta yaşanan her gecikme doğrudan ciroyu düşürüyor.
Talep eğrisi nasıl okunuyor?
İlk iş, bir hafta boyunca saat başı satış sayısını kaydetmek.
Çoğu işletmede eğri iki tepe veriyor: sabah yedi buçuk-dokuz ve öğle on iki-bir arası.
Tepe noktalarındaki satış, ortalamanın üç dört katına çıkabiliyor. Kapasite planı ortalamaya göre değil, tepeye göre yapılıyor.
Hafta içi ve hafta sonu ayrı ayrı ölçülüyor; iki eğri çoğu zaman birbirine hiç benzemiyor.
| Saat aralığı | Tipik satış payı | Gereken hazır ürün |
|---|---|---|
| 07:00-07:30 | %8 | Vitrin dolu açılıyor |
| 07:30-09:00 | %42 | 2 parti |
| 09:00-11:30 | %15 | 1 parti |
| 11:30-13:30 | %25 | 2 parti |
| 13:30-kapanış | %10 | Talebe göre |
Parti büyüklüğü nasıl hesaplanıyor?
Formül basit: tepe saatteki satış hızı çarpı fırın çevrim süresi.
Saatte altmış poğaça satan bir işletmede, on dakikalık bir çevrim on poğaçalık bir parti demek.
Buna güvenlik payı ekleniyor. Yüzde yirmi beş fazlası, ani bir grup siparişini karşılıyor.
Parti çok büyük tutulduğunda vitrinde bekleyen ürün artıyor ve gün sonunda fire çıkıyor. Çok küçük tutulduğunda kuyruk oluşuyor.
Fırın kapasitesi neye göre seçiliyor?
Tek katlı bir konveksiyonlu fırın, standart tepside kırk ile elli poğaça alıyor.
Sekiz dakikalık çevrimle saatte yaklaşık üç yüz adet kapasite veriyor. Bu, çoğu küçük işletme için fazlasıyla yeterli.
Asıl darboğaz fırın değil, tepsi sayısı oluyor. İki tepsiyle çalışan bir işletme, biri fırındayken diğerini dizemiyorsa çevrim uzuyor.
Dört tepsi bulundurmak, ekipman yatırımı yapmadan kapasiteyi belirgin biçimde artırıyor.
Vitrin nasıl yönetiliyor?
Vitrin iki bölgeye ayrılıyor: ön sıra ve arka sıra.
Ön sıra en son çıkan partiden dolduruluyor, arka sıra bir önceki partiden.
Satış ön sıradan yapılıyor. Bu, ürünün ilk giren ilk çıkar sırasına göre dönmesini sağlıyor.
Vitrin hiç boşalmıyor. Boş vitrin, müşteride "bitmiş" algısı yaratıyor ve satın alma niyetini düşürüyor.
Aynı vitrinde en fazla üç çeşit tutuluyor. Fazla çeşit, her birinin devir hızını düşürüyor ve fire artıyor.
Personel görevleri nasıl bölünüyor?
Tepe saatte üç görev ayrışıyor: fırın, vitrin ve kasa.
Aynı kişi hem fırından ürün alıp hem kasaya bakıyorsa çevrim kesintiye uğruyor.
İki kişilik bir vardiyada doğru bölüm şu oluyor: biri kasa ve vitrin, diğeri fırın ve hazırlık.
Fırın görevlisi, çevrimi saatle takip ediyor. Kokuya veya göz kararına bırakılan zamanlama, parti başına iki üç dakika kayıp üretiyor.
Donuk stok nasıl planlanıyor?
Haftalık satış adedi üzerinden gidiliyor.
Emniyet stoğu, bir buçuk günlük satışa denk tutuluyor. Bunun altına inildiğinde teslimat gecikmesi doğrudan raf boşluğu yaratıyor.
Dondurucu kapasitesi çoğu zaman kısıt oluyor. Bir metreküp dondurucu, kabaca sekiz yüz ile bin adet poğaça alıyor.
Stok, kutu üzerine yazılan tarihe göre değil, giriş sırasına göre kullanılıyor. Bu, en eski ürünün dipte kalmasını engelliyor.
Fire nasıl kontrol ediliyor?
Fire, gün sonunda satılmayan ısıtılmış ürün demek. Donuk stok fire sayılmıyor.
Kabul edilebilir oran, günlük ısıtılan miktarın yüzde üç ile beşi arasında.
Bu oranın üzerine çıkılıyorsa parti büyüklüğü fazla demek.
Son parti, kapanıştan bir buçuk saat önce çıkarılıyor ve normalin yarısı büyüklüğünde tutuluyor.
Gün sonunda kalan ürün için indirim uygulaması işe yarıyor; ancak bu uygulama düzenli hâle gelirse müşteri o saati bekliyor ve tam fiyatlı satış düşüyor.
Isıtma parametreleri sabit tutuluyor mu?
Evet, ve bu bir kalite meselesi.
Konveksiyonlu fırında yüz altmış derece ve sekiz dakika standart olarak yazılıyor ve fırının yanına asılıyor.
Her personel aynı değerleri kullanınca ürün gün boyu aynı çıkıyor.
Tek istisna, fırının dolu ya da yarı dolu olması. Yarım tepsi ile çalışıldığında süre bir dakika kısalıyor.
Ölçüm neye göre yapılıyor?
Üç sayı takip ediliyor: günlük satış adedi, fire adedi ve tepe saat kuyruk süresi.
Kuyruk süresi telefonla ölçülebiliyor; müşterinin sıraya girmesiyle ürünü almasi arasındaki süre.
İki dakikanın üzerine çıkan bir kuyruk, kapasitenin yetmediğini gösteriyor.
Bu üç sayı haftalık olarak karşılaştırıldığında, yapılan değişikliğin işe yarayıp yaramadığı görünüyor.
Hangi hatalar sık yapılıyor?
Birincisi, sabahın tamamını tek partide çıkarmak. Dokuzda satılan poğaça yedide pişmişse müşteri farkı hissediyor.
İkincisi, vitrini gereğinden çeşitli tutmak. Beş çeşit poğaça, her birinin taze kalma şansını düşürüyor.
Üçüncüsü, ısıtılmış ürünü ertesi güne bırakmak. Bu hem kalite hem güvenlik açısından kabul edilmiyor.
Dördüncüsü, çözdürüp fırına vermek. Ürün donuk hâlde fırına giriyor; çözünen poğaçanın tabanı ıslanıyor.
Maliyet tarafında ne değişiyor?
Pişmiş donuk ürüne geçen bir işletmede birim ürün maliyeti yükseliyor.
Buna karşılık üç kalem düşüyor: işçilik, fire ve ekipman.
Hamur işi yapan bir mutfak için sabah beşte başlayan bir personel gerekiyor. Pişmiş donuk üründe bu ihtiyaç ortadan kalkıyor.
Karar, birim maliyeti değil toplam maliyeti karşılaştırarak veriliyor. Günlük yüz adetin altında satan bir işletmede pişmiş donuk ürün neredeyse her zaman daha ekonomik çıkıyor.